Freud'a göre totem nedir ?

Simge

New member
Freud ve Totem Kavramı

Sigmund Freud, psikoloji ve kültür tarihinin önemli isimlerinden biridir. Freud’un totem kavramına yaklaşımı, sadece dini veya antropolojik bir gözlem değil, insan zihninin derin işleyişine dair bir yorumdur. Totem, onun teorisinde hem bireysel hem toplumsal psikolojiyi açıklayan bir araç olarak görülür.

Totem Nedir?

Basitçe söylemek gerekirse, totem bir hayvan, bitki veya nesnedir; bir topluluk için kutsal sayılır ve o topluluk üyelerinin kimliğini sembolize eder. Totem, aynı zamanda topluluk üyelerinin birbirine bağlanmasını sağlayan bir işaret görevi görür. Örneğin bir kabilenin totemi bir ayı olabilir; bu durumda kabile üyeleri ayıya saygı gösterir, onu öldürmez ve onun özelliklerini kendilerinde görmek ister.

Freud, bu basit tanımı alır ve ona psikolojik bir derinlik katar. Ona göre totem, sadece kültürel bir sembol değil, insanın bilinçdışıyla bağlantılı bir simgedir. Totem, bir yandan topluluğun kurallarını ve yasalarını simgelerken, diğer yandan bireyin bastırılmış arzularını da yansıtır.

Totem ve Baba Figürü

Freud’un "Totem ve Tabu" adlı eserinde öne çıkan en önemli nokta, totemin baba figürüyle ilişkisi üzerinedir. Ona göre erken insan topluluklarında bir baba figürü, otoriteyi elinde tutardı. Bu figür, aynı zamanda grup içindeki cinsel arzuların bastırılmasını temsil eder. Totem, bu otoriteyi sembolize eden bir araçtır. Örneğin bir kabile ayıya totem olarak bağlanmışsa, ayı aynı zamanda “baba otoritesi” gibi bir figürü de temsil eder. Bu sayede grup içindeki kurallar ve yasaklar hem sembolize edilir hem de uygulanır.

Totem ve Yasa

Freud’a göre totemin bir başka önemli işlevi de yasaları belirlemek ve korumaktır. Toplum üyeleri, totemin yasakladığı şeylere karşı dikkatli olur. Örneğin totem bir aslan ise, topluluk üyeleri aslanı öldürmekten kaçınır. Bu yasak, sadece doğa sevgisinden değil, aynı zamanda toplumsal düzeni koruma ihtiyacından kaynaklanır. Totem sayesinde bireyler, grup içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Bu durum, Freud’un gözünde, toplumun ilk kurallarını açıklayan bir mekanizmadır.

Totem ve Suçluluk Duygusu

İlginç olan, Freud’un totemle suçluluk duygusu arasındaki bağlantıyı açıklamasıdır. Ona göre, bireyler zamanla baba figürünü yok etme arzusuna kapılırlar, bu da suçluluk duygusunu tetikler. Totem, bu suçluluk duygusunun güvenli bir şekilde dışa vurulmasını sağlar. Kabile, totemi kutsal sayarak, bu duyguyu kontrol altına alır ve toplum içinde düzeni sağlar.

Totem ve Rüyalar

Freud, rüyalarla totem arasında da bir bağ kurar. Ona göre rüyalar, bilinçdışındaki arzuların ortaya çıktığı yerlerdir. Totem ise bu arzuları sembolize eden bir araçtır. Örneğin bir birey rüyasında totem hayvanını görürse, bu hem toplumsal kurallara bağlılığı hem de bastırılmış arzuları temsil edebilir. Böylece totem, bireyin kendi iç dünyasını anlamasına da hizmet eder.

Günümüzde Totem Kavramı

Günümüzde totem kavramı, sadece antropolojik bir terim olarak kalmamıştır. Freud’un perspektifiyle, totem aslında modern bireyin iç dünyasını ve toplumsal kurallarla ilişkisini anlamada da kullanılabilir. Mesela bir spor takımının maskotu, bir topluluğun totemi gibi düşünülebilir. İnsanlar bu maskota bağlılık gösterir, kurallara uyar ve grup içi dayanışmayı güçlendirir.

Örneklerle Açıklamak

Biraz daha somutlaşalım. Diyelim ki bir köyde kurt totem olarak kabul edilmiş olsun. Köylüler:

* Kurda zarar vermezler.

* Kurdu korumayı hem dini hem sosyal bir görev olarak görürler.

* Kurda benzeyen özellikleri saygıyla benimserler: cesaret, sadakat gibi.

Bu basit örnek, totemin hem bireysel psikolojiyi hem de toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini gösterir. İnsanlar, totem aracılığıyla hem arzularını kontrol eder hem de toplumun kurallarına bağlanır.

Totem Üzerine Düşünürken

Totem kavramını anlamak, insanın kendini ve toplum içindeki yerini anlamasına yardımcı olur. Freud’un yaklaşımı, bize bir şeyi sadece “dini bir ritüel” olarak görmemeyi öğretir; aynı zamanda bu ritüelin altında yatan psikolojik dinamikleri fark etmemizi sağlar. Totem, hem bireyin bilinçdışıyla hem de toplumsal düzenle ilişkilidir.

Freud, totemi analiz ederken bize şunu gösterir: İnsan zihni ve toplumu birbirinden ayrılamaz. Totem, bu ayrılmazlığı somut bir şekilde gözler önüne serer. Hem yasaları simgeler, hem suçluluk duygusunu yönlendirir, hem de bireyin içsel dünyasını ifade eder.

Sonuç olarak, totem sadece eski toplulukların bir mirası değildir. Freud’un perspektifiyle, o, insan psikolojisinin ve toplumsal yapının derinliklerini anlamak için kullanılan bir anahtardır. Totem sayesinde hem birey hem de toplum kendi kimliğini ve kurallarını keşfeder.
 
Üst